bote.web.tr

Yükleniyor…

    PDF Merkezi Ana site ↗
    Eğitim Bilimleri ve Kuramlar

    Davranışçı Öğrenme Kuramları: Pavlov, Thorndike ve Skinner

    Klasik ve edimsel koşullanma, Thorndike'ın yasaları, pekiştirme tarifeleri, programlı öğretim, ödül ve ceza üzerine kanıt, eleştiriler ve AGS'de sık hatalar.

    Davranışçı Öğrenme Kuramları: Pavlov, Thorndike ve Skinner yazısının kapak görseli

    Bir öğretmen, ödevini zamanında teslim eden öğrencilere artı puan vermeye başlar. Birkaç hafta içinde teslim oranı yükselir; puan uygulaması kaldırıldığında oran yeniden düşer. Bu sıradan sınıf sahnesi, yüz yılı aşkın bir araştırma geleneğinin bütün sorularını taşır: Davranış neden arttı? Neden geri düştü? Artı puan, öğrencinin ödeve duyduğu ilgiyi nasıl etkiledi? Davranışçı öğrenme kuramları bu sorulara gözlenebilir davranış ve çevre koşulları üzerinden cevap verir. Bu yazı Pavlov, Thorndike ve Skinner'ı kavram listesinin ötesinde ele alıyor: özgün deneylerin gerçekte ne gösterdiği, ders kitaplarında neyin çarpıtıldığı, öğretim teknolojisinin davranışçı kökleri ve Türkiye'deki erken programlı öğretim deneylerinden biri, ödül ve ceza üzerine meta-analizler, eleştiriler ve AGS'de sık yapılan hatalar.

    Davranışçılığın sorusu: öğrenmeyi çevrede aramak

    Davranışçılık, bilimsel açıklamayı gözlenebilir davranışla sınırlama önerisidir. Öğrenme, davranışta yaşantı yoluyla ortaya çıkan değişme olarak tanımlanır; bu değişmenin nedenleri de davranıştan önce gelen uyarıcılarda ve davranışı izleyen sonuçlarda aranır. Chomsky'nin, Skinner'ın dil üzerine kitabını eleştirirken yaptığı özet bu tutumu iyi yakalar: Skinner'a göre o andaki uyarım ve pekiştirme geçmişi, yani pekiştireçlerin sıklığı, düzenlenişi ve kesilmesi, davranışı belirlemede ezici bir öneme sahiptir.[1]

    Bu gelenek iki temel öğrenme türünü birbirinden ayırır. Skinner'ın ayrımında tepkisel davranışlar belirli uyarıcıların doğrudan ortaya çıkardığı refleks tepkilerdir; edimsel davranışlar ise belirgin bir uyarıcıya bağlanamayan, organizmanın ortaya koyduğu davranışlardır.[1] İlki klasik koşullanmanın, ikincisi edimsel koşullanmanın konusudur. AGS sorularının önemli bir kısmı bu ayrımın senaryolarda doğru tanınmasına dayanır.

    Eğitim açısından sonuç doğrudandır: davranışçı yaklaşımda öğrenme hedefleri gözlenebilir davranışlarla tanımlanır, öğretim küçük adımlara bölünür ve doğru cevap hemen pekiştirilir. Aşağıda göreceğimiz gibi bu ilkeler Türkiye'de 1970'lerde bir ortaokul sınıfında deneysel olarak sınanmıştır.[2]

    Klasik koşullanma: Pavlov'un laboratuvarından Küçük Albert'e

    Rus fizyolog Ivan Pavlov, köpeklerde tükürük salgısını ölçerek çalışırken, hayvanların yalnızca ağızlarına yiyecek konduğunda değil, yiyeceği haber veren işaretlerle de salgı yaptığını sistematik olarak inceledi. Pavlov bu işaretlere dayalı refleksleri koşullu refleksler olarak adlandırdı ve 1927'de İngilizceye çevrilen derslerinde bunların nasıl oluştuğunu ve nasıl zayıfladığını ayrıntılı biçimde anlattı.[3]

    Temel düzenek şöyledir: kendiliğinden tepki doğuran koşulsuz uyarıcı (yiyecek) koşulsuz tepkiyi (salya) ortaya çıkarır. Önceden bu tepkiyle ilgisi olmayan nötr bir uyarıcı (örneğin bir ses) koşulsuz uyarıcıyla tekrar tekrar eşleştirildiğinde tek başına da salgıya yol açmaya başlar. Artık bu ses koşullu uyarıcı, ona verilen salgı da koşullu tepkidir.

    Pavlov'un dersleri, ders kitaplarında tek cümleyle geçilen dört olguyu deneysel olarak tanımlar:[3]

    • Sönme. Koşullu uyarıcı koşulsuz uyarıcı olmadan tekrar tekrar verildiğinde koşullu tepki zayıflar.
    • Kendiliğinden geri gelme. Sönmüş koşullu refleksler kendi hâline bırakıldığında, birkaç dakikadan birkaç saate değişen bir süre sonra kendiliğinden eski güçlerine döner. Pavlov bu süreyi sönmenin ne kadar derin olduğunun ölçüsü olarak kullanır. Bu bulgu, sönmenin öğrenilenin silinmesi olmadığını gösterir.
    • Genelleme. Saniyede 1000 çift titreşimlik bir ses koşullu uyarıcı yapıldığında başka sesler de benzer özellik kazanır ve bu etki, seslerin 1000 titreşimden uzaklığı arttıkça azalır. Pavlov genellemeyi biyolojik olarak da yorumlar: doğadaki uyarıcılar hiçbir zaman tıpatıp aynı değildir; avcı bir hayvanın sesi uzaklığa göre değişse de av hayvanında savunma tepkisini ortaya çıkarmalıdır.
    • Ayırt etme. Yalnızca belirli bir uyarıcının koşulsuz uyarıcıyla eşleştirilip benzerlerinin eşleştirilmemesiyle, organizma birbirine yakın uyarıcılara farklı tepki vermeyi öğrenir.

    Küçük Albert. Klasik koşullanmanın insanda duygusal tepkilere uygulanmasının en ünlü örneği Watson ve Rayner'ın 1920 çalışmasıdır. Özgün metne göre Albert, bir hastane ortamında büyüyen, sakin ve sağlıklı bir bebekti. Yaklaşık dokuz aylıkken yapılan ön testlerde beyaz fare, tavşan, köpek, maymun, maskeler ve pamuk gibi uyarıcılara korku tepkisi vermedi; buna karşılık arkasında asılı bir çelik çubuğa çekiçle vurulmasıyla çıkan ani ses onu ürküttü. Koşullama Albert 11 ay 3 günlükken başladı: beyaz fare gösterilirken çubuğa vuruldu ve eşleştirmeler bir hafta sonra sürdürüldü. Albert 11 ay 15 günlükken yapılan testte fare tek başına gösterildiğinde sızlandı ve uzaklaştı; oyun blokları verildiğinde ise oynamaya devam etti, yani korku odaya ya da her nesneye yayılmamıştı. Aynı gün tavşan gösterildiğinde güçlü bir olumsuz tepki verdi ve ağladı. Bu, uyarıcı genellemesinin insanda gösterilmesiydi.[4]

    Çalışmanın en az bilinen ayrıntısı sonudur: Albert, son testlerin yapıldığı gün hastaneden alındı ve araştırmacıların planladığı korkuyu giderme işlemlerine hiç geçilemedi.[4] Harris, çalışmanın sonraki yıllarda Watson'ın kendisi, ders kitabı yazarları ve davranış terapistleri tarafından nasıl çarpıtıldığını inceledi ve Albert çalışmasını psikoloji tarihinde bir mit üretimi örneği olarak çözümledi.[5] Bugünkü araştırma etiği ölçütleriyle böyle bir çalışmanın yapılamayacağı açıktır; ama öğretmen adayı için asıl ders, klasik bir çalışmanın ikinci elden değil özgün kaynağından okunması gerektiğidir.

    Klasik koşullanma bugün nasıl anlaşılıyor? Rescorla, klasik koşullanmayı bir uyarıcının eşleşme yoluyla ötekinin tepkisini devralması olarak açıklayan geleneksel tanımın yetersiz olduğunu savundu: bu tanım öğrenmenin hangi koşullarda gerçekleştiğini, neyin öğrenildiğini ve öğrenilenin davranışa nasıl yansıdığını açıklayamaz. Güncel yaklaşımda koşullanma, organizmanın çevresini temsil etmesini sağlayan olaylar arası ilişkilerin öğrenilmesi olarak tanımlanır.[6] Bu yeniden tanımlama, davranışçı geleneğin bilişsel kavramlara ne kadar yaklaştığını da gösterir.

    Thorndike: problem kutuları ve etki yasası

    Edward Thorndike 1898'de yayımladığı monografide başta kediler olmak üzere hayvanları problem kutularına koyarak bir düzeneği çalıştırıp dışarıdaki yiyeceğe ulaşmalarını inceledi ve her denemede kutudan çıkma süresini kaydetti.[7] Thorndike'ın yorumu, hayvanların çözümü bir anda kavramadığı yönündeydi: yiyeceğe götüren tek bir dürtü, pek çok rastlantısal dürtünün arasından sıyrılıp hazla güçlenir; yararsız dürtüler ise yavaş yavaş silinir. Thorndike'a göre zaman eğrisinin bu yavaş eğimi akıl yürütmenin yokluğunu gösteriyordu.[8] Deneme-yanılma yoluyla öğrenme kavramı bu gözlemden doğar.

    Thorndike 1911 kitabında bulgularını iki yasayla özetledi:[8]

    • Etki yasası. Aynı duruma verilen birçok tepkiden, hayvana doyum sağlayan ya da hemen ardından doyum gelenler, diğer koşullar eşitse, o durumla daha sıkı bağlanır ve durum yinelendiğinde daha olası hâle gelir; rahatsızlık izleyen tepkilerin bağları ise zayıflar. Doyum ya da rahatsızlık ne kadar büyükse bağın güçlenmesi ya da zayıflaması da o kadar büyüktür.
    • Alıştırma (egzersiz) yasası. Bir duruma verilen tepki, diğer koşullar eşitse, o durumla kaç kez bağlandığına ve bağlantıların ortalama gücü ile süresine orantılı olarak daha sıkı bağlanır.

    Türk ders kitaplarında bu iki yasaya hazırbulunuşluk yasası da eklenir. 1911 metninde hazırbulunuşluk ayrı bir yasa olarak değil, alıştırma yasasının işlemesi için eşit olması gereken koşullardan biri olarak, tepkinin durumla bağlanmaya "hazır" olması biçiminde geçer.[8] Bu ayrıntı küçük görünebilir, ama bir kuramın özgün hâli ile sınav kitaplarındaki sistemleştirilmiş hâlinin her zaman aynı olmadığını gösterir.

    Etki yasası, sonuçların davranışı biçimlendirdiği fikriyle Skinner'ın edimsel koşullanmasının doğrudan öncülüdür. Skinner'ın kendi "koşullanma yasası" da, bir edimsel davranışı pekiştirici bir uyarıcı izlerse davranışın gücünün arttığını söyler.[1]

    Skinner ve edimsel koşullanma

    B. F. Skinner'ın deney düzeneği, içinde bir kolu olan bir kutudur: kol itildiğinde bir yem düşer ve bu sonuç kol itme davranışının gücünü artırır. Yem burada pekiştireçtir. Skinner pekiştireci, davranışta yarattığı değişikliğe göre tanımlar: bazı uyarıcılar bu değişikliği yaratır, bazıları yaratmaz ve buna göre pekiştirici ya da pekiştirici olmayan olarak sınıflanır.[1]

    Bu tanımın sınıf için önemli bir sonucu vardır: bir şeyin ödül olup olmadığını öğretmenin niyeti değil, davranış üzerindeki etkisi belirler. Toper-Korkmaz'ın özel eğitim bağlamındaki derlemesine göre olumlu pekiştirme uygulamalı davranış analizinin en sık kullanılan ilkelerinden biridir ve başarısı kullanılan pekiştireçlerin etkililiğine bağlıdır; etkili pekiştireçleri belirlemek ise özellikle ağır ve çoklu yetersizliği olan bireylerde ve erken çocuklukta güçtür. Bu nedenle sistematik pekiştireç belirleme yöntemleri geliştirilmiştir; ancak yazara göre bu yöntemlere ilişkin Türkçe kaynak ve araştırma çok sınırlıdır.[9]

    Pekiştirme ve ceza. Edimsel koşullanmanın en sık karıştırılan kavramları iki soruyla düzenlenebilir: Davranış artıyor mu, azalıyor mu? Ortama bir şey ekleniyor mu, ortamdan bir şey çıkarılıyor mu?

    Ortama uyarıcı eklenirOrtamdan uyarıcı çıkarılır
    Davranış artarOlumlu pekiştirme: doğru cevaba övgüOlumsuz pekiştirme: ödevini bitiren öğrencinin teneffüste sınıfta kalma zorunluluğunun kalkması
    Davranış azalırOlumlu ceza (verici ceza): ders sırasında konuşan öğrenciye ek ödevOlumsuz ceza (alıcı ceza): kuralı çiğneyen öğrencinin sevdiği etkinlikten mahrum bırakılması

    Tablodaki örnekler kavramları göstermek için yazılmıştır. Olumlu ve olumsuz sözcükleri iyi ya da kötü anlamına gelmez; yalnızca ekleme ve çıkarmayı anlatır.

    Pekiştirme tarifeleri. Skinner'ın hayvan davranışı çalışmalarına en özgün katkısı, aralıklı pekiştirmenin farklı düzenlemelerinin etkilerini incelemesidir; bu çalışmalar Ferster ile birlikte güvercinlerle yürüttüğü deneylerle genişletilmiştir.[1, 10] Dört temel tarife, pekiştirmenin tepki sayısına ya da geçen zamana bağlı olmasıyla ve bu ölçünün sabit ya da değişken olmasıyla tanımlanır:[10]

    TarifePekiştirme neye bağlı?Sınıf örneği
    Sabit oranlıBelirli sayıda tepkiyeHer beş doğru cevaba bir yıldız
    Değişken oranlıOrtalaması belli, sayısı değişen tepkiyeKimi zaman üçüncü, kimi zaman sekizinci cevaptan sonra gelen övgü
    Sabit aralıklıBelirli süre geçtikten sonraki ilk tepkiyeHer cuma yapılan kısa sınav
    Değişken aralıklıSüresi değişen aralıklardan sonraki ilk tepkiyeÖnceden duyurulmayan kısa sınavlar

    Sabit aralıklı tarifede tepki hızının pekiştirmeden hemen sonra düşüp pekiştirme zamanı yaklaştıkça artması, sınavdan hemen önce yoğunlaşan çalışmaya sık benzetilir; ancak bu bir benzetmedir ve insan davranışının sınav takvimine göre neden değiştiğine dair tek açıklama değildir.

    Premack ilkesi. Premack'in 1959 makalesiyle başlayan yaklaşıma göre, bağımsız olarak daha sık yapılan bir A tepkisi, daha az sıklıkla yapılan herhangi bir B tepkisini pekiştirebilir. Bu, pekiştirecin bir nesne değil, göreli bir etkinlik olabileceğini gösterir.[11, 12] Sınıftaki karşılığı "önce matematik alıştırması, sonra serbest okuma" türünden düzenlemelerdir. Ancak Herrod ve arkadaşlarının sistematik derlemesi önemli bir uyarı içerir: ilke güncel davranış analizi kitaplarında anlatılsa da, Konarski ve arkadaşları uygulamasını destekleyen ampirik kanıtın eksik olduğunu belirlemiştir; derleme de araştırmacıların pekiştireç göreliliğini Premack'in tanımladığı biçimde uygulayıp uygulamadığını sorgular.[12]

    Öğretim teknolojisinin davranışçı kökleri: programlı öğretim

    BÖTE açısından davranışçılığın en önemli mirası, öğretim teknolojisinin ilk kuramsal çerçevelerinden birini oluşturmasıdır. Skinner 1958'de Science dergisinde öğretme makineleri üzerine bir makale yayımladı.[13] Hızal 1970'lerin sonunda programlı öğretimi dünyada hızla gelişen yeni bir yaklaşım olarak tanımlıyordu. Hızal'ın aktarımıyla yöntemin en tanınmış temsilcileri Skinner ve Norman A. Crowder'dır ve başlıca nitelikleri şunlardır: içeriğin küçük bilgi birimleri hâlinde sunulması, öğrencinin öğrenmeye etkin katılması, öğrenme sonucu hakkında anında bilgi alması, kendi hızında ilerlemesi ve doğru cevaplar ilkesi.[2]

    Türkiye'deki deney. Alişan Hızal'ın 1977'de savunduğu doktora tezine dayanan çalışma, bu yöntemi Türkiye'nin o günkü okul koşullarında sınadı. 1974/75 öğretim yılında Ankara Cebeci Ortaokulu'nda, birinci sınıf matematik dersinin dört ünitesinde, aynı öğretmenin iki şubesinden 45'er öğrenci genel yetenek, genel başarı ve matematik bilgisi testleriyle ve ailevi koşullara dair bir anketle eşleştirildi. Deney grubu doğrusal program modeline göre yazılmış 792 programlı maddeden oluşan bir materyal ve cevap gizleyici kartonlarla çalıştı; kontrol grubu aynı içeriği geleneksel ders kitabından öğretmenin anlatımıyla öğrendi. Haftalık ders saati iki grupta eşitti.[2]

    Bulgular şöyleydi:[2]

    • Ön testte gruplar arasında anlamlı fark yoktu; son testte deney grubu kontrol grubundan anlamlı düzeyde daha başarılıydı.
    • Programlı materyalle öğrenen grup üniteleri daha önce tamamladı ve öğrenme süresinden ortalama %25-30 tasarruf sağladı. Ancak okulun sınıf düzeni ve zaman çizelgesi değişmediği için üniteyi erken bitiren öğrenciye yeni ünite verilemedi.
    • Okula devam edemeyen kontrol grubu öğrencilerinde öğrenme kaybı görülürken, deney grubundakiler materyalle kaldıkları yerden devam edebildi.
    • Öğrenciler başta materyali kullanmakta güçlük çekti, ama bu güçlük zamanla kayboldu; öğretmen ise yöntemin ödev düzeltme ve konu anlatımı gibi rollerini değiştireceğini ve kendisine zaman kazandıracağını düşündü.

    Bu çalışma bugünden bakıldığında sınırlılıklarıyla birlikte okunmalıdır: tek okul, tek öğretmen ve rastgele atanmamış iki hazır şube söz konusudur; materyali araştırmacı geliştirmiş ve sınamıştır; yeni bir yöntemin yarattığı ilgi etkisi ayrıştırılmamıştır. Bununla birlikte çalışmanın öğretim teknolojisi tarihi açısından değeri büyüktür. Hızal, programlı öğretimden söz edilmesine rağmen Türkiye'de programlı materyal ve özellikle öğretme makinesi bulmanın olanaksız olduğunu belirtmiş, Mektupla Öğretim ve YAYKUR ders notlarının bireysel öğrenme ilkelerine göre yazılmasını ve MEB'e bağlı Ders Aletleri Yapım Merkezi ile Film-Radyo ve Televizyonla Eğitim Merkezi gibi kurumlarda programlı materyal üretim birimleri kurulmasını önermiştir.[2] Bu öneriler, bugün uzaktan eğitim materyali tasarımı ve eğitim teknolojisi birimleri olarak karşımıza çıkan tartışmaların erken bir sürümüdür.

    Uluslararası kanıt. Davranışçı ilkelerin yükseköğretimdeki bilinen uygulamalarından biri Keller'in kişiselleştirilmiş öğretim sistemidir (PSI). Kulik ve arkadaşlarının 75 karşılaştırmalı çalışmayı birleştiren meta-analizine göre PSI genel olarak daha yüksek öğrenci başarısı, başarıda daha az değişkenlik ve daha yüksek öğrenci değerlendirmesi sağladı.[14]

    Günümüzde uyarlanabilir öğrenme ortamlarında anında dönüt, küçük adımlarla ilerleme ve öğrencinin kendi hızında ilerlemesi gibi ilkelerin sürdüğü görülür; oyunlaştırmadaki puan ve rozetler de pekiştirme mantığıyla birlikte düşünülebilir. Bu benzerlik, aşağıda ele alınan ödül ve iç motivasyon tartışmasını çağdaş eğitim teknolojileri için de geçerli kılar. Öğretim tasarımının sonraki gelişimi için ADDIE modeli yazısına bakabilirsiniz.

    Ödül, ceza ve iç motivasyon: kanıt ne diyor?

    Ödül iç motivasyonu azaltır mı? Bu soru eğitim psikolojisinin en uzun süren tartışmalarından biridir. Cameron ve Pierce, 96 deneysel çalışmayı birleştiren meta-analizlerinde ödülün iç motivasyonu genel olarak azaltmadığı sonucuna vardı ve etkileşim etkilerinin ayrıca incelenmesi gerektiğini vurguladı.[15] Deci, Koestner ve Ryan ise 128 deneyi birleştiren daha ayrıntılı bir meta-analizle ödülü türüne ve koşuluna göre ayrıştırdı:[16]

    • Göreve katılmaya, görevi tamamlamaya ve belirli bir performansa bağlı somut ödüller, serbest seçim durumundaki iç motivasyonu azalttı (sırasıyla d = −0,40, −0,36 ve −0,28).
    • Katılıma ve tamamlamaya bağlı ödüller kendi bildirilen ilgiyi de azalttı (d = −0,15 ve −0,17).
    • Olumlu sözel dönüt ise serbest seçim davranışını (d = 0,33) ve ilgiyi (d = 0,31) artırdı.
    • Somut ödüller çocuklar için üniversite öğrencilerine göre daha zararlıydı.

    İki meta-analiz birlikte okunduğunda tartışma "ödül iyi mi kötü mü?" sorusundan çıkar: belirleyici olan ödülün türü, neye bağlandığı ve öğrenci tarafından nasıl algılandığıdır. Somut bir ödülün zaten ilgi duyulan bir etkinliğe bağlanması risk taşır; bilgi veren olumlu dönüt ise iç motivasyonu destekler.[16, 15]

    Ceza ne sağlar, neye mal olur? Gershoff'un ebeveynlerin fiziksel cezası üzerine meta-analizi, fiziksel cezanın incelenen 11 çocuk davranışı ve deneyiminin hepsiyle ilişkili olduğunu gösterdi: fiziksel ceza anlık itaatle olumlu ilişkiliydi, ama saldırganlığın daha yüksek, ahlaki içselleştirmenin ve ruh sağlığının daha düşük olmasıyla da ilişkiliydi.[17] Bulgular ilişkiseldir ve aile bağlamına aittir; yine de edimsel koşullanmanın bir ayrımını somutlaştırır: ceza davranışı o an bastırabilir, ama hangi davranışın yapılması gerektiğini öğretmez ve istenmeyen yan ürünler doğurabilir.

    Sembol ekonomisi. Belirli davranışlar karşılığında biriktirilen ve daha sonra ödüle çevrilen puan, yıldız ya da jetonlarla işleyen sembol ekonomisi, sınıf yönetiminde davranışçı ilkelerin en bilinen uygulamasıdır. Maggin ve arkadaşları, davranış güçlüğü gösteren öğrencilerde sembol ekonomisinin etkililiğini iki aşamalı sistematik bir derlemeyle inceledi: What Works Clearinghouse'un tek denekli araştırma ölçütlerine göre mevcut araştırmalar sembol ekonomisini en iyi uygulama saymak için yeterli kanıt sağlamıyordu.[18] Bu, yöntemin işe yaramadığı anlamına gelmez; çalışmaların yöntemsel olarak güçlü bir kanıt tabanı oluşturmadığı anlamına gelir.

    Türkiye'de sınıfta davranışçılık: uygulama ve inanç

    Türkiye'deki sınıf yönetimi araştırmaları, davranışçı ilkelerin öğretmenlerin gündelik uygulamasında nasıl yer aldığını gösterir. Yumuşak ve Balcı, Konya'da 20 ilkokul 3. ve 4. sınıf öğretmeniyle yaptıkları durum çalışmasında öğretmenlerin istenmeyen davranışa en sık sözle uyarma ile karşılık verdiğini, bunu sırasıyla ceza verme, yüksek sesle kızma ve mimiklerle uyarma, yüz yüze konuşma ve kurallara uyunca ödül verme gibi tepkilerin izlediğini buldu. Aynı öğretmenler kurallara uyunca ödül vermeyi, yüz yüze konuşmayı ve veli iş birliğini davranışı değiştirmede etkili, ceza verme ve kızmayı ise etkisiz buluyordu.[19]

    Bu bulgu küçük ve nitel bir örneklemden gelir, ama dikkat çekici bir çelişkiye işaret eder: öğretmenlerin etkisiz bulduğu tepkiler, etkili bulduklarından daha sık kullanılıyor. Davranışçı açıdan bu şaşırtıcı değildir; kızmak ya da cezalandırmak rahatsız edici davranışı o an durdurduğu için, öğretmenin kendi davranışı da olumsuz pekiştirmeyle sürdürülüyor olabilir. Bu yorum çalışmanın kendisinde sınanmamıştır ve ileri araştırma için bir hipotez olarak okunmalıdır.[19, 17]

    Öğretmen adaylarının tercihleri de benzer bir tablo çizer. Oktay'ın 419 son sınıf öğretmen adayıyla yaptığı taramada adaylar disiplin modellerini Akıl-Sonuç Modeli, Öğretmen Etkililiği Eğitimi Modeli, Davranış Değişikliği Modeli, Glasser Modeli, Canter Modeli ve Kounin Modeli sırasıyla tercih etti.[20] Davranışçı ilkelere en doğrudan dayanan model üçüncü sıradadır. İki bulgu birlikte, davranışçı ilkelerin sınıf yönetiminde hem öğretmen adayları hem öğretmenler için canlı bir başvuru kaynağı olmayı sürdürdüğünü düşündürür.

    Eleştiriler ve sınırlılıklar

    Dil ve karmaşık insan davranışı

    En etkili eleştiri Chomsky'den geldi. Chomsky, Skinner'ın dil davranışını çözümleme girişimini inceleyerek, laboratuvarda elde edilen gerçek bulguların karmaşık insan davranışına ancak kaba ve yüzeysel biçimde uygulanabileceğini savundu. Ona göre pekiştirme terimi, günlük davranışlara genişletildiğinde nesnel anlamını yitiriyor ve "istemek" ya da "beğenmek" gibi sözcüklerin yerine kullanılan bir örtü terime dönüşüyordu; öğretimin ve bilgi aktarımının basitçe koşullanma olduğu iddiası da bu nedenle boştu.[1]

    Bilişsel haritalar ve gizil öğrenme

    İtirazın bir kısmı davranışçı geleneğin içinden geldi. Tolman'ın aktardığı Blodgett deneyinde fareler altı birimli bir labirentte koşturuldu. Deney gruplarından biri ilk altı gün labirentin sonunda yiyecek bulmadı ve bu süre boyunca hata eğrisi pek düşmedi; yedinci gün yiyecek konunca, sonraki günlerde hataları çarpıcı biçimde azaldı. Fareler ödülsüz denemelerde gösterdiklerinden çok daha fazlasını öğrenmişti. Blodgett buna gizil öğrenme adını verdi; Tolman ve Honzik 14 birimli labirentlerle ve daha büyük gruplarla benzer sonuçlar elde etti.[21] Tolman'a göre hayvanlar pekiştirme olmadan da çevrenin bir tür bilişsel haritasını oluşturuyordu. Bu bulgu öğrenme ile performansın ayrı şeyler olduğunu gösterir.

    Biyolojik hazırlık

    Garcia ve Koelling'in deneyi, her uyarıcının her sonuçla eşit kolaylıkla ilişkilendirilebileceği varsayımını sarstı. Farelerde tat uyarıcısı ile görsel-işitsel uyarıcı birlikte elektrik şokuyla eşleştirildiğinde kaçınma görsel-işitsel uyarıcıya aktarıldı, tada aktarılmadı; ikisi zehir ya da X ışını ile eşleştirildiğinde ise kaçınma tada aktarıldı, görsel-işitsel uyarıcıya aktarılmadı.[22] Uyarıcıların ipucu olarak seçilmesi, izleyen pekiştirecin niteliğine bağlıydı. Öğrenme, organizmanın biyolojisinden bağımsız genel yasalarla tam olarak açıklanamıyordu.

    Tarih yazımı ve ikinci el kaynaklar

    Albert çalışmasının ders kitaplarında çarpıtılması, davranışçılığa değil onu aktaran yazına yönelik bir eleştiridir.[5] Thorndike'ın hazırbulunuşluk kavramının özgün metindeki yeri de benzer bir örnektir.[8] Kuramlar sınav kitaplarında sistemleştirilirken sadeleşir; akademik okurun özgün metne dönmesi bu yüzden önemlidir.

    AGS'de davranışçı kuramlar: sık karıştırılan kavramlar

    MEB'in 8 Ocak 2026 duyurusuna göre AGS'nin "Eğitim Bilimleri ve Türk Millî Eğitim Sistemi" başlığı öğrenme psikolojisini kapsar.[23] Davranışçı kuram soruları genellikle kısa bir sınıf senaryosu verir ve kavramı sorar. Aşağıdaki ayrımlar en sık yapılan hataları önler:

    KarıştırılanAyırt edici nokta
    Olumsuz pekiştirme ile cezaOlumsuz pekiştirme davranışı artırır, ceza azaltır. Soruda önce davranışın arttığına mı azaldığına mı bakın.
    Olumlu ceza ile olumsuz cezaİkisi de davranışı azaltır; olumlu cezada ortama hoşa gitmeyen bir uyarıcı eklenir, olumsuz cezada hoşa giden bir uyarıcı çıkarılır.
    Klasik ile edimsel koşullanmaKlasik koşullanmada tepki uyarıcı tarafından ortaya çıkarılır ve istemsizdir; edimsel koşullanmada davranış organizma tarafından ortaya konur ve sonuçlarıyla değişir.[1]
    Sönme ile unutmaSönme, pekiştirmenin kesilmesiyle tepkinin zayıflamasıdır ve öğrenilen silinmez; sönmüş tepki kendiliğinden geri gelebilir.[3]
    Genelleme ile ayırt etmeGenellemede benzer uyarıcılara aynı tepki verilir; ayırt etmede benzer uyarıcılara farklı tepki verilmesi öğrenilir.[3]
    Deneme-yanılma ile ani kavrayışThorndike'ın kedilerinde süre yavaş yavaş azalır; Thorndike bunu akıl yürütmenin yokluğunun kanıtı sayar.[8]
    Sabit ile değişken tarifelerSabitte pekiştirme sayısı ya da süresi öngörülebilir; değişkende ortalama bellidir ama bir sonraki pekiştirmenin ne zaman geleceği bilinmez.[10]
    Premack ilkesi ile rüşvetPremack ilkesinde pekiştireç, öğrencinin zaten daha sık yaptığı bir etkinliğe erişimdir; nesne ya da para vaat etmek değildir.[12]
    Gizil öğrenme ile edimsel koşullanmaGizil öğrenmede öğrenme pekiştirme olmadan gerçekleşir, ancak pekiştirme gelince performansa yansır.[21]

    Senaryolardaki anahtar ifadeler çoğu zaman kavramı ele verir: "Ödevini bitirenlerin teneffüste sınıfta kalmasına gerek kalmadı" olumsuz pekiştirmeyi, "Kuralı çiğneyen öğrenci o haftaki satranç kulübüne katılamadı" olumsuz cezayı, "Beyaz önlüklü birini görünce ağlamaya başladı" klasik koşullanmayı ve genellemeyi, "Önce ödevini yaparsan sonra bilgisayarda oynayabilirsin" Premack ilkesini düşündürür.

    Terimler ve alanyazındaki karşılıkları

    Türkçe terimDiğer karşılıklarİngilizce
    Klasik koşullanmaTepkisel koşullanma, Pavlovcu koşullanmaClassical conditioning, respondent conditioning
    Edimsel koşullanmaOperant koşullanma, araçsal koşullanmaOperant conditioning, instrumental conditioning
    Koşulsuz uyarıcıŞartsız uyarıcıUnconditioned stimulus (US)
    Koşullu uyarıcıŞartlı uyarıcıConditioned stimulus (CS)
    PekiştireçPekiştiriciReinforcer
    Olumsuz pekiştirmeNegatif pekiştirmeNegative reinforcement
    Kendiliğinden geri gelmeKendiliğinden geri dönüşSpontaneous recovery
    Pekiştirme tarifesiPekiştirme programıSchedule of reinforcement
    Sembol ekonomisiJeton ekonomisi, puan sistemiToken economy
    Programlı öğretimProgramlanmış öğretimProgrammed instruction
    Gizil öğrenmeSaklı öğrenmeLatent learning

    Terimler kaynak çalışmalardan ve Türkçe kullanımlardan derlenmiştir.[3, 2, 9]

    Araştırmacılar için açık sorular

    1. Programlı öğretim deneyi bugün nasıl tekrarlanır? Hızal'ın 1970'lerdeki deneyi tek okul ve tek öğretmenle yürütüldü. Aynı soru, uyarlanabilir dijital ortamlar ve rastgele atamalı desenlerle bugün yeniden sorulabilir.[2]
    2. Türkiye'de sembol ekonomisinin kanıt tabanı ne durumda? Uluslararası derleme yöntemsel yetersizlikleri gösterdi; Türkiye'de yapılan tek denekli çalışmaların aynı ölçütlerle değerlendirilmesi, yerel kanıtın gücünü ortaya koyabilir.[18]
    3. Öğretmenler neden etkisiz bulduğu tepkileri sık kullanıyor? Uygulama ile inanç arasındaki farkın, öğretmen davranışının kendisinin pekiştirilmesiyle ilişkisi gözlem temelli çalışmalarla sınanabilir.[19]
    4. Dijital ortamlardaki puan ve rozetler iç motivasyonu nasıl etkiliyor? Deci ve arkadaşlarının ödül türü ve koşulu ayrımı, oyunlaştırılmış öğrenme ortamlarında ayrı ayrı sınanmaya değer.[16]
    5. Pekiştireç belirleme yöntemleri genel eğitim sınıflarına taşınabilir mi? Özel eğitimde geliştirilen sistematik yöntemlerin kalabalık sınıflarda uygulanabilirliği sınanmaya değer bir sorudur.[9]

    Öğrenme ve gelişim kuramlarının öteki yazıları için Piaget'nin bilişsel gelişim kuramı, Vygotsky'nin sosyokültürel kuramı ve Kohlberg'in ahlak gelişimi kuramı yazılarına bakabilirsiniz.

    Özet

    • Davranışçı kuramlar öğrenmeyi gözlenebilir davranıştaki değişme olarak ele alır ve açıklamayı çevrede arar: davranıştan önce gelen uyarıcılar ve davranışı izleyen sonuçlar.
    • Pavlov'un derslerinde sönme, kendiliğinden geri gelme ve genelleme sistematik olarak tanımlanır; Watson ve Rayner'ın Küçük Albert çalışması ise ders kitaplarında sık sık çarpıtılarak aktarılmıştır.
    • Thorndike'a göre kedilerin problem kutusundan çıkma süresinin yavaş yavaş azalması akıl yürütmenin değil, etki yasasıyla güçlenen bağların göstergesiydi.
    • Türkiye'de programlı öğretimin erken deneysel sınamalarından birinde 45'er eşleştirilmiş öğrenciyle çalışılmış, programlı materyalle öğrenen grup daha başarılı olmuş ve öğrenme süresinden %25-30 tasarruf gözlenmiştir.
    • 128 deneyi birleştiren meta-analize göre somut ödüller serbest seçim durumunda iç motivasyonu azaltabilir; olumlu sözel dönüt ise artırır. Ödül tartışmasında belirleyici olan ödülün türü ve koşuludur.

    Sık sorulan sorular

    Klasik koşullanma ile edimsel koşullanma arasındaki fark nedir?

    Klasik koşullanmada nötr bir uyarıcı, kendiliğinden tepki doğuran bir uyarıcıyla eşleşerek aynı tepkiyi ortaya çıkarmaya başlar; tepki uyarıcı tarafından ortaya çıkarılır. Edimsel koşullanmada ise organizmanın ortaya koyduğu bir davranışın sıklığı, o davranışı izleyen sonuçlarla artar ya da azalır.

    Olumsuz pekiştirme ceza mıdır?

    Hayır. Olumsuz pekiştirme, davranıştan sonra hoşa gitmeyen bir uyarıcının ortadan kaldırılmasıdır ve davranışı artırır. Ceza ise davranışı azaltır. Olumsuz sözcüğü uyarıcının niteliğini değil, bir şeyin ortamdan çıkarıldığını anlatır.

    Premack ilkesi nedir?

    Bireyin kendiliğinden daha sık yaptığı bir etkinliğin, daha az yaptığı bir etkinliği pekiştirmek için kullanılabileceğini söyleyen ilkedir. Sınıftaki karşılığı, sevilen etkinliğe erişimin daha az sevilen görevin tamamlanmasına bağlanmasıdır.

    Programlı öğretim nedir?

    İçeriğin küçük adımlara bölündüğü, öğrencinin her adımda etkin olarak cevap verdiği, cevabının doğru olup olmadığını hemen öğrendiği ve kendi hızında ilerlediği davranışçı temelli bir öğretim yöntemidir. Skinner ve Crowder yöntemin en tanınmış temsilcileridir.

    Ödül vermek öğrencinin iç motivasyonunu öldürür mü?

    Kanıt ödülün türüne ve koşuluna bağlıdır. Deci ve arkadaşlarının 128 deneyi birleştiren meta-analizinde görevi yapmaya, bitirmeye ya da belirli bir performansa bağlı somut ödüller serbest seçim durumunda iç motivasyonu azaltmış, olumlu sözel dönüt ise artırmıştır. Cameron ve Pierce'ın daha önceki meta-analizi ise genel bir azalma bulmamıştır.

    Davranışçı kuramlar AGS'de çıkar mı?

    AGS'nin Eğitim Bilimleri ve Türk Millî Eğitim Sistemi başlığı öğrenme psikolojisini kapsar. Koşullanma türleri, pekiştirme ve ceza ayrımı, pekiştirme tarifeleri ve Premack ilkesi bu başlıkta en sık sorulan konular arasındadır.

    Kaynaklar

    1. 1

      Chomsky, N. (1959). Verbal behavior, by B. F. Skinner (Kitap eleştirisi). Language, 35(1), 26–58. ↑ Metinde: abcçdef

    2. 2

      Hızal, A. (1979). Programlı öğretim yönteminin etkenliği ile ilgili uygulamalı bir araştırma. Eğitim ve Bilim, 3(17), 5–18. ↑ Metinde: abcçdef

    Tümünü gör · 21 kaynak dahaDaha az göster
    1. 3

      Pavlov, I. P. (1927). Conditioned reflexes: An investigation of the physiological activity of the cerebral cortex (Çev. G. V. Anrep). Oxford University Press. ↑ Metinde: abcçd

    2. 4

      Watson, J. B. ve Rayner, R. (1920). Conditioned emotional reactions. Journal of Experimental Psychology, 3(1), 1–14. ↑ Metinde: ab

    3. 5

      Harris, B. (1979). Whatever happened to Little Albert?. American Psychologist, 34(2), 151–160. ↑ Metinde: ab

    4. 6

      Rescorla, R. A. (1988). Pavlovian conditioning: It's not what you think it is. American Psychologist, 43(3), 151–160. ↑ Metinde göster

    5. 7

      Thorndike, E. L. (1898). Animal intelligence: An experimental study of the associative processes in animals. The Psychological Review: Monograph Supplements, 2(4), i–109. ↑ Metinde göster

    6. 8

      Thorndike, E. L. (1911). Animal intelligence: Experimental studies. Macmillan. ↑ Metinde: abcçd

    7. 9

      Toper-Korkmaz, Ö. (2017). Etkili pekiştireçlerin değerlendirilmesinde kullanılan sistematik yöntemler. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Özel Eğitim Dergisi, 18(1), 149–164. ↑ Metinde: abc

    8. 10

      Ferster, C. B. ve Skinner, B. F. (1957). Schedules of reinforcement. Appleton-Century-Crofts. ↑ Metinde: abc

    9. 11

      Premack, D. (1959). Toward empirical behavior laws: I. Positive reinforcement. Psychological Review, 66(4), 219–233. ↑ Metinde göster

    10. 12

      Herrod, J. L., Snyder, S. K., Hart, J. B., Frantz, S. J. ve Ayres, K. M. (2023). Applications of the Premack principle: A review of the literature. Behavior Modification, 47(1), 219–246. ↑ Metinde: abc

    11. 13

      Skinner, B. F. (1958). Teaching machines. Science, 128(3330), 969–977. ↑ Metinde göster

    12. 14

      Kulik, J. A., Kulik, C.-L. C. ve Cohen, P. A. (1979). A meta-analysis of outcome studies of Keller's personalized system of instruction. American Psychologist, 34(4), 307–318. ↑ Metinde göster

    13. 15

      Cameron, J. ve Pierce, W. D. (1994). Reinforcement, reward, and intrinsic motivation: A meta-analysis. Review of Educational Research, 64(3), 363–423. ↑ Metinde: ab

    14. 16

      Deci, E. L., Koestner, R. ve Ryan, R. M. (1999). A meta-analytic review of experiments examining the effects of extrinsic rewards on intrinsic motivation. Psychological Bulletin, 125(6), 627–668. ↑ Metinde: abc

    15. 17

      Gershoff, E. T. (2002). Corporal punishment by parents and associated child behaviors and experiences: A meta-analytic and theoretical review. Psychological Bulletin, 128(4), 539–579. ↑ Metinde: ab

    16. 18

      Maggin, D. M., Chafouleas, S. M., Goddard, K. M. ve Johnson, A. H. (2011). A systematic evaluation of token economies as a classroom management tool for students with challenging behavior. Journal of School Psychology, 49(5), 529–554. ↑ Metinde: ab

    17. 19

      Yumuşak, G. ve Balcı, Ö. (2018). Öğretmenlerin istenmeyen öğrenci davranışları ile başa çıkma yöntemleri ve bu yöntemlerin etkililiğine ilişkin görüşleri. Balıkesir Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 21(40), 223–254. ↑ Metinde: abc

    18. 20

      Oktay, A. (2019). Öğretmen adaylarının sınıf yönetiminde tercih ettikleri disiplin modelleri. Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, (50), 427–450. ↑ Metinde göster

    19. 21

      Tolman, E. C. (1948). Cognitive maps in rats and men. Psychological Review, 55(4), 189–208. ↑ Metinde: ab

    20. 22

      Garcia, J. ve Koelling, R. A. (1966). Relation of cue to consequence in avoidance learning. Psychonomic Science, 4(1), 123–124. ↑ Metinde göster

    21. 23

      Millî Eğitim Bakanlığı (2026). Millî Eğitim Bakanlığı Akademi Giriş Sınavı konu dağılımları açıklandı. meb.gov.tr (08.01.2026). ↑ Metinde göster

    Atıf

    APA 7

    BÖTE Editör Ekibi. (2026, 26 Eylül). Davranışçı öğrenme kuramları: Pavlov, Thorndike ve Skinner. BÖTE Blog. https://bote.web.tr/blog/davranisci-ogrenme-kuramlari

    BibTeX

    @online{bote-davranisci-ogrenme-kuramlari,
      author       = {{BÖTE Editör Ekibi}},
      title        = {Davranışçı Öğrenme Kuramları: Pavlov, Thorndike ve Skinner},
      organization = {BÖTE Blog},
      year         = {2026},
      date         = {2026-09-26},
      url          = {https://bote.web.tr/blog/davranisci-ogrenme-kuramlari},
      langid       = {turkish}
    }

    Sitene göm

    Atıf kartını kendi sitenize ya da ders sayfanıza ekleyin. Kart APA 7 ve BibTeX kaydını birlikte taşır.

    Her sitede çalışır, JavaScript gerektirmez; bağlantı arama motorlarınca da görülür.

    <blockquote class="bote-atif" cite="https://bote.web.tr/blog/davranisci-ogrenme-kuramlari">
      <p><strong><a href="https://bote.web.tr/blog/davranisci-ogrenme-kuramlari">Davranışçı Öğrenme Kuramları: Pavlov, Thorndike ve Skinner</a></strong> · BÖTE Blog</p>
      <p>BÖTE Editör Ekibi. (2026, 26 Eylül). Davranışçı öğrenme kuramları: Pavlov, Thorndike ve Skinner. <i>BÖTE Blog</i>. https://bote.web.tr/blog/davranisci-ogrenme-kuramlari</p>
      <details>
        <summary>BibTeX</summary>
        <pre>@online{bote-davranisci-ogrenme-kuramlari,
      author       = {{BÖTE Editör Ekibi}},
      title        = {Davranışçı Öğrenme Kuramları: Pavlov, Thorndike ve Skinner},
      organization = {BÖTE Blog},
      year         = {2026},
      date         = {2026-09-26},
      url          = {https://bote.web.tr/blog/davranisci-ogrenme-kuramlari},
      langid       = {turkish}
    }</pre>
      </details>
    </blockquote>

    Hazır atıf kartı; yazı güncellendiğinde kart da kendiliğinden güncellenir.

    <iframe src="https://bote.web.tr/blog/embed/davranisci-ogrenme-kuramlari"
      title="Davranışçı Öğrenme Kuramları: Pavlov, Thorndike ve Skinner: atıf kartı (BÖTE Blog)"
      width="100%" height="360" loading="lazy"
      style="border:0;max-width:680px"></iframe>

    README, GitHub, Notion ve statik site üreticileri için.

    > **[Davranışçı Öğrenme Kuramları: Pavlov, Thorndike ve Skinner](https://bote.web.tr/blog/davranisci-ogrenme-kuramlari)** · BÖTE Blog
    >
    > BÖTE Editör Ekibi. (2026, 26 Eylül). Davranışçı öğrenme kuramları: Pavlov, Thorndike ve Skinner. *BÖTE Blog*. https://bote.web.tr/blog/davranisci-ogrenme-kuramlari
    
    ```bibtex
    @online{bote-davranisci-ogrenme-kuramlari,
      author       = {{BÖTE Editör Ekibi}},
      title        = {Davranışçı Öğrenme Kuramları: Pavlov, Thorndike ve Skinner},
      organization = {BÖTE Blog},
      year         = {2026},
      date         = {2026-09-26},
      url          = {https://bote.web.tr/blog/davranisci-ogrenme-kuramlari},
      langid       = {turkish}
    }
    ```

    React ve Next.js bileşeni.

    const bibtex = `@online{bote-davranisci-ogrenme-kuramlari,
      author       = {{BÖTE Editör Ekibi}},
      title        = {Davranışçı Öğrenme Kuramları: Pavlov, Thorndike ve Skinner},
      organization = {BÖTE Blog},
      year         = {2026},
      date         = {2026-09-26},
      url          = {https://bote.web.tr/blog/davranisci-ogrenme-kuramlari},
      langid       = {turkish}
    }`;
    
    export function BoteAtif() {
      return (
        <blockquote className="bote-atif" cite="https://bote.web.tr/blog/davranisci-ogrenme-kuramlari">
          <p><a href="https://bote.web.tr/blog/davranisci-ogrenme-kuramlari"><strong>Davranışçı Öğrenme Kuramları: Pavlov, Thorndike ve Skinner</strong></a> · BÖTE Blog</p>
          <p>BÖTE Editör Ekibi. (2026, 26 Eylül). Davranışçı öğrenme kuramları: Pavlov, Thorndike ve Skinner. <i>BÖTE Blog</i>. https://bote.web.tr/blog/davranisci-ogrenme-kuramlari</p>
          <details>
            <summary>BibTeX</summary>
            <pre>{bibtex}</pre>
          </details>
        </blockquote>
      );
    }

    Vue 3 tek dosya bileşeni (Nuxt ile de çalışır).

    <script setup>
    const bibtex = `@online{bote-davranisci-ogrenme-kuramlari,
      author       = {{BÖTE Editör Ekibi}},
      title        = {Davranışçı Öğrenme Kuramları: Pavlov, Thorndike ve Skinner},
      organization = {BÖTE Blog},
      year         = {2026},
      date         = {2026-09-26},
      url          = {https://bote.web.tr/blog/davranisci-ogrenme-kuramlari},
      langid       = {turkish}
    }`;
    </script>
    
    <template>
      <blockquote class="bote-atif" cite="https://bote.web.tr/blog/davranisci-ogrenme-kuramlari">
        <p><a href="https://bote.web.tr/blog/davranisci-ogrenme-kuramlari"><strong>Davranışçı Öğrenme Kuramları: Pavlov, Thorndike ve Skinner</strong></a> · BÖTE Blog</p>
        <p>BÖTE Editör Ekibi. (2026, 26 Eylül). Davranışçı öğrenme kuramları: Pavlov, Thorndike ve Skinner. <i>BÖTE Blog</i>. https://bote.web.tr/blog/davranisci-ogrenme-kuramlari</p>
        <details>
          <summary>BibTeX</summary>
          <pre>{{ bibtex }}</pre>
        </details>
      </blockquote>
    </template>

    Svelte ve SvelteKit bileşeni.

    <script>
      const bibtex = `@online{bote-davranisci-ogrenme-kuramlari,
      author       = {{BÖTE Editör Ekibi}},
      title        = {Davranışçı Öğrenme Kuramları: Pavlov, Thorndike ve Skinner},
      organization = {BÖTE Blog},
      year         = {2026},
      date         = {2026-09-26},
      url          = {https://bote.web.tr/blog/davranisci-ogrenme-kuramlari},
      langid       = {turkish}
    }`;
    </script>
    
    <blockquote class="bote-atif" cite="https://bote.web.tr/blog/davranisci-ogrenme-kuramlari">
      <p><a href="https://bote.web.tr/blog/davranisci-ogrenme-kuramlari"><strong>Davranışçı Öğrenme Kuramları: Pavlov, Thorndike ve Skinner</strong></a> · BÖTE Blog</p>
      <p>BÖTE Editör Ekibi. (2026, 26 Eylül). Davranışçı öğrenme kuramları: Pavlov, Thorndike ve Skinner. <i>BÖTE Blog</i>. https://bote.web.tr/blog/davranisci-ogrenme-kuramlari</p>
      <details>
        <summary>BibTeX</summary>
        <pre>{bibtex}</pre>
      </details>
    </blockquote>

    Atıf verisini JSON olarak çekip sayfaya ekler.

    // Sayfanızda <div id="bote-atif"></div> bulunmalı.
    const yanit = await fetch("https://bote.web.tr/blog/atif/davranisci-ogrenme-kuramlari.json");
    const atif = await yanit.json();
    
    const kutu = document.getElementById("bote-atif");
    const baslik = Object.assign(document.createElement("a"), { href: atif.url, textContent: atif.title });
    const apa = Object.assign(document.createElement("p"), { textContent: atif.apa });
    const bib = Object.assign(document.createElement("pre"), { textContent: atif.bibtex });
    kutu.append(baslik, apa, bib);

    APA 7 metnini yazdırır, BibTeX kaydını .bib dosyasına ekler.

    import requests
    
    atif = requests.get("https://bote.web.tr/blog/atif/davranisci-ogrenme-kuramlari.json", timeout=10).json()
    
    print(atif["apa"])  # APA 7
    with open("kaynaklar.bib", "a", encoding="utf-8") as bib:
        bib.write(atif["bibtex"] + "\n")  # BibTeX

    biblatex ile APA 7 biçeminde kaynakça.

    % 1) BibTeX kaydını kaynaklar.bib dosyasına ekleyin:
    %    @online{bote-davranisci-ogrenme-kuramlari,
    %      author       = {{BÖTE Editör Ekibi}},
    %      title        = {Davranışçı Öğrenme Kuramları: Pavlov, Thorndike ve Skinner},
    %      organization = {BÖTE Blog},
    %      year         = {2026},
    %      date         = {2026-09-26},
    %      url          = {https://bote.web.tr/blog/davranisci-ogrenme-kuramlari},
    %      langid       = {turkish}
    %    }
    
    % 2) Belgede APA 7 biçemiyle kullanın:
    \documentclass{article}
    \usepackage[style=apa]{biblatex}
    \addbibresource{kaynaklar.bib}
    \begin{document}
    Ayrıntı için bkz. \parencite{bote-davranisci-ogrenme-kuramlari}.
    \printbibliography
    \end{document}

    Yayın tarihi:

    • · Yayımlandı. Künyeler Crossref ve DergiPark kayıtlarıyla; bulgular Pavlov, Watson ve Rayner, Thorndike ve Tolman'ın özgün metinleri, Hızal'ın makalesinin tam metni ve ERIC, PubMed, OpenAlex ve Springer'daki özgün özetlerle doğrulandı.